Hayat dediğimiz yol bazen güllerle, bazen de dikenlerle döşelidir. İnsan bu yolculukta kimi zaman sevinçle yürür, kimi zaman da acılarla sınanır. İşte tam da böyle zamanlarda insanın gerçek karakteri ortaya çıkar.
Acılar karşısında metin olabilmek, insanın en büyük imtihanlarından biridir. Herkes iyi günde güçlü görünür; fakat asıl mesele, kalp kırıldığında, umutlar sarsıldığında dimdik durabilmektir. Çünkü metanet, insanın ruhuna yakışan en büyük asalettir.
Belaya düştüğünde cesur olmak ise ayrı bir erdemdir. Zorluklardan kaçmak kolaydır ama onlarla yüzleşmek, sabırla mücadele etmek gerçek yiğitlerin işidir. Korkuların üzerine yürüyebilen insan, aslında kendi kaderine de yön verebilen insandır.
Birini seversen mert ol…
Sevgi, gizlenecek bir duygu değildir. Sevgi, yürek ister, samimiyet ister. Mertçe sevilen bir insan, karşısındaki kalbe saygı duyar; oyun oynamaz, yalan söylemez, gönül kırmaz. Çünkü sevgi, dürüstlükle anlam kazanır.
Ve bazen hayat öyle bir imtihan getirir ki; acı da, bela da, sevda da aynı anda insanın kapısını çalar. İşte o zaman insanın dilinden sadece bir söz dökülür:
“Allah’a emanet ol…”
Çünkü bazı yükleri insan taşıyamaz. Bazı yaraları zaman değil, ancak tevekkül iyileştirir. O an insan, hem kendini hem de sevdiklerini en güvenli yere emanet eder.
Hayatın özeti belki de budur:
Acıda metin, belada cesur, sevgide mert olmak…
Gerisini ise Allah’a bırakmak.
İşte insanı insan yapan da tam olarak budur.