Bazı insanlar vardır; makamlarıyla büyümezler, makamlar onların yanında küçük kalır. İşte Turan Tüysüz de o isimlerden biridir. Onu tanımak, herkesin nasibine düşmez. Çünkü o, sadece görünen yüzüyle değil; yüreğiyle, duruşuyla ve insanlığının derinliğiyle anlaşılabilecek bir şahsiyettir.
Milletvekilliği yaptığı dönemde de, o koltuğun ağırlığını omuzlarında taşıyan değil; o koltuğa insanlık kazandıran bir isimdi. Makamın getirdiği mesafeyi değil, insan olmanın gerektirdiği yakınlığı tercih etti. Bugün de aynı çizgide, aynı samimiyetle yoluna devam ediyor. Çünkü bazı insanlar için görev değişir ama karakter değişmez.
Şanlıurfa’nın ruhunu taşıyan, o kadim şehrin merhametini yüreğinde büyüten bir adamdır Turan Tüysüz. Gönlü geniştir, kapısı açıktır. İnsan ayırmaz, makam ayırmaz, çıkar hesabı yapmaz. Birinin derdi varsa, o dert onun da derdi olur. İşte bu yüzden “Urfa’nın evladı” denir ona.
Aslı Siverek’tir…
Ama duruşu Urfa’dır.
Bu cümle aslında her şeyi anlatır. Çünkü Urfa olmak; sadece bir şehirde doğmak değildir. Urfa olmak; mertliktir, vefadır, merhamettir, sahip çıkmaktır. İşte Turan Tüysüz, tam da bu değerlerin yaşayan bir karşılığıdır.
Bugün siyasette çok isim var… Ama az insan var. Çok konuşan var… Ama az dinleyen var. Çok görünen var… Ama az hissedilen var. Turan Tüysüz ise hissedilenlerdendir. Çünkü o, sadece gözle değil; gönülle tanınır.
Ve şunu açıkça söylemek gerekir:
Böyle insanlar kolay yetişmez…
Ama yetişti mi de, iz bırakmadan gitmez.