Tıp ne kadar ilerlerse ilerlesin, insan bedenindeki birçok hastalığa çare bulabilir. Ama bir hastalık vardır ki ne ilaçla tedavi edilir ne de ameliyatla… O da insanın ar damarının çatlamasıdır.

Ar damarı çatlayan bir insan için artık utanmak, mahcup olmak, yanlışından dönmek diye bir şey kalmaz. Doğruyu da eğip büker, yanlışı da savunur. Haklıyı haksız, haksızı haklı göstermeye çalışır. Çünkü utanma duygusu kaybolduğunda vicdan da sessizleşir.
Bugün maalesef etrafımıza baktığımızda, ar damarı çatlamış insanların sayısının arttığını görmek insanı derinden üzüyor. Yalanı rahatça söyleyen, iftirayı kolayca atan, haksızlığı normalmiş gibi gösteren insanlar çoğaldıkça toplumun huzuru da yara alıyor.
Oysa insanı insan yapan şey sadece aklı değil; edebi, hayâsı ve vicdanıdır. Bunlar kaybolduğunda geriye sadece menfaatin peşinde koşan bir kalabalık kalır.
Bu yüzden en büyük dua şudur:
Allah bizleri ar damarı çatlayanlardan değil, edebini ve vicdanını kaybetmeyenlerden eylesin. Çünkü bazı hastalıkların ilacı vardır; ama utanma duygusunu kaybeden bir kalbin tedavisi çok zordur.