Benim hakkımda kim ne düşünüyorsa, Allah ona bin katını versin.

Benim hakkımda kim ne düşünüyorsa, Allah ona bin katını versin.

Çünkü biz bu mesleği alkış için değil, hakikat için yaptık. Yıllarca bu memlekete gazetecilik yaptık; ne birinin değirmenine su taşıdık ne de rüzgâra göre yön aldık. Dik durduk ama hiçbir zaman diklenmedik. Çünkü biz gücümüzü makamdan değil, vicdandan aldık.
Gazetecilik, kişisel hesapların değil; toplumsal sorumluluğun mesleğidir. Kalemimiz, birilerinin vitrinini parlatmak için değil, halkın menfaatini savunmak için yazdı. Doğruyu alkışladık, yanlışa mesafemizi koyduk. Kimseyle kavga etmedik ama kimseye de boyun eğmedik.


Şanlıurfa öyle sıradan bir şehir değildir. Kültürüyle, tarihiyle, kadim duruşuyla insanını da kalemini de yoğurur. Bu topraklar samimiyeti sever, gösterişi değil. Biz de bu şehrin mayasından aldık duruşumuzu. Şovmenlik yapanlara, günü kurtaranlara, sesi çok çıkıyor diye haklı sanılanlara asla prim vermedik.


Bugün geriye dönüp baktığımızda içimiz rahatsa, sebebi budur. Çünkü kalemimiz kimseye kiralanmadı, vicdanımızı kimseye ipotek etmedik. Eleştirdiysek doğru bildiğimiz için eleştirdik, yazdıysak halkın yarasına dokunmak için yazdık.


Bizi bilen bilir. Bilmek istemeyen de kendi bildiği gibi düşünsün. Biz yolumuza, inandığımız değerlerle devam ederiz. Çünkü gazetecilik, iz bırakma mesleğidir; izlenme değil.
Kalemimiz halktan yana, duruşumuz Şanlıurfa kadar kadimdir.
Saygılarımla