Geçmiş değişmedi, sadece maskeler değişti. Dün bu devleti içeriden kemirmeye çalışanlar vardı, bugün de var. İsimleri, yüzleri, yöntemleri farklı olabilir ama ihanetin rengi hep aynıdır. Ve ben, geçmişte olduğu gibi bugün de, bu ihanet odaklarıyla mücadele eden bir gazeteciyim.
Bu topraklar bedelsiz kazanılmadı. Şehit kanıyla sulanmış, dua ile yoğrulmuş bir vatanın üzerinde yaşıyoruz. Devlet dediğiniz şey; sadece bir bina, bir makam ya da bir unvan değildir. Devlet, milletin namusudur. O namusa el uzatan kim olursa olsun, karşısında beni bulur.
FETÖ ve benzeri ihanet şebekeleri en çok neyden korkar bilir misiniz? Susmayanlardan. Kalemini satmayanlardan. Gücünü makamdan değil, milletten alanlardan. İşte bu yüzden korkulu rüyalarıyız. Çünkü biz gerçekleri yazmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.
Bu bayrak altında kim gizli ajandalarla dolaşıyorsa, kim devleti içeriden çökertme hevesi taşıyorsa, kim milletin iradesine pusu kuruyorsa bilsin ki; karanlık ne kadar derin olursa olsun, hakikatin ışığı daha güçlüdür. Ve o ışığı taşıyan kalemler hâlâ ayaktadır.
Gazetecilik benim için bir meslekten öte, bir sorumluluktur. Doğruyu yazmak, yanlışa karşı durmak, haksızlığa susmamaktır. Bugün de yarın da safım bellidir: Devletin, milletin ve bu aziz bayrağın yanındayım.
Kim hainlik ederse etsin, kim hangi yapının arkasına saklanırsa saklansın; biz buradayız. Kalemimizle, cesaretimizle ve vicdanımızla.
Çünkü bu vatan sahipsiz değil.
Çünkü bu bayrak düşmez.
Çünkü hakikat, er ya da geç kazanır...
Saygılarımla