Mübarek Ramazan Ayı’nın bugün son iftarını yaptık. Sofralar toplandı ama gönüller hâlâ dolu…
Bir ay boyunca sabırla, şükürle, paylaşmayla arındık. Şimdi bayrama kavuşmanın heyecanı var içimizde; çocukların sevinci, büyüklerin duası, evlerin bereketiyle…
Ramazan bize yalnızca açlığı değil, başkasının halini anlamayı öğretti. Bir lokmanın kıymetini, bir selamın sıcaklığını, bir duanın gücünü… Ne var ki bu mübarek günlerde kalbimizi sızlatan bir gerçek var: Ortadoğu’da dinmeyen silah sesleri, dinmeyen gözyaşları. Bayram sevinci bekleyen nice ev, bombaların gölgesinde umut arıyor.
İftar sofralarında yükselen dualar, sınır tanımaz. Biz burada bayrama hazırlanırken, orada masumlar hayata tutunmaya çalışıyor. İşte tam da bu yüzden Ramazan’ın vedası, bize daha büyük bir sorumluluk yüklüyor: Barışı dilemek, adaleti savunmak, mazlumun yanında durmak.
Dilerim ki bu mübarek günlerin hürmetine, savaşlar son bulsun; çocuklar korkuyla değil kahkahayla uyansın. Bayram, yalnızca takvimde bir gün değil; kalplerde bir dönüş olsun. Kin yerini merhamete, öfke yerini sağduyuya bıraksın.
Bayrama kavuşurken bir dileğim var: Ekmek paylaşıldıkça çoğalsın, umut yayıldıkça güçlensin. Ve yeryüzünde hiçbir sofra, korkuyla kurulmasın.
Bayram; barışa, kardeşliğe ve insanlığa vesile olsun...