Doğanın kanunu nettir: Her canlı bir av peşindedir. Kimi karnını doyurmak için koşar, kimi hükmetmek için. Ama asıl mesele av değil, kurulan tuzaklardır. Çünkü tuzak, niyeti ele verir.
Bugün siyasete baktığımızda da manzara farklı değil. Herkes bir şeyin peşinde… Makamın, gücün, görünürlüğün, alkışın. Kimi hizmet diyerek yürür, kimi heves diyerek. Kimi millet için ter döker, kimi milletin sırtından.
Ama tuzaklar farklıdır…
Kimi dost gibi yaklaşır, arkadan çelme takar.
Kimi aynı masada oturur, başka masalara mesaj taşır.
Kimi susarak plan kurar, kimi bağırarak gündem değiştirir.
Siyaset sadece kürsüde konuşmak değildir; siyaset, karakter sınavıdır. Çünkü kurulan her tuzak, aslında sahibinin aynasıdır. Kimisi iftirayla yol alır, kimisi algıyla. Kimisi fotoğraf kareleriyle güç devşirmeye çalışır, kimisi sessizce hizmet ederek kalıcı olur.
Günlük hayat da farklı değil.
İş yerinde bir koltuk için yarışanlar…
Dostluk maskesiyle rekabet edenler…
Menfaat için yön değiştirenler…
Yağmur nereye yağarsa oraya yönelenler çoğaldı. Ama şunu unutmamak gerekir: Av peşinde koşan çoktur; iz bırakan azdır.
Asıl mesele avlamak değil, av olmamaktır.
Kendi hevesini ilah edinenler, bir süre sonra kurdukları tuzağa kendileri düşerler. Çünkü tuzak kısa vadeli kazanç sağlar; duruş ise uzun vadeli saygınlık.
Siyasette de hayatta da kalıcı olanlar; pusu kuranlar değil, pusuyu bozanlardır.
Algı yapanlar değil, eser bırakanlardır.
Rüzgâra göre savrulanlar değil, fırtınada bile yönünü kaybetmeyenlerdir.
Unutmayalım:
Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.
Millet de kendisine kurulan tuzakları unutmaz.
Ve tarih, av peşinde koşanları değil; onuruyla yürüyenleri yazar.