banner85

Yazıma, kıssadan bir hisse ile başlamak istiyorum.

Belki de aşağıda kaleme aldığım yazımında kısaca özetidir. Ama özeti dediysem sakın bu kıssadan hisseyi okuyarak yetinmeyiniz...

Lütfen, sizler yine de bu yazıyı okuyunuz....

Su, ateş ve ahlâk dostluk kurmuşlar. Bir gün ormanda dolaşmaya çıkmışlar.

Fakat bir müddet sonra içlerine bir korkudur düşmüş. Orman çok büyük ve çok karmaşıkmış. Her türlü ihtimale karşı birbirlerini kaybederlerse, nasıl bulacaklarını düşünmeye başlamışlar.

Ateş ve ahlâk suya sormuş: -“Kaybolursan seni nasıl bulacağız?” Su cevaplamış: “Nerede bir şırıltı duyarsanız ben oradayım.” demiş. Sıra ateşe gelmiş. Su:-“Seni yitirirsek ne yapalım?” diye sormuş. Ateş: -“Duman gördüğünüz yerde ben varım.” cevabını vermiş. Sıra ahlâka gelince cevabı şu olmuş:-“Beni asla kaybetmeyin; eğer kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız!!! ” Yani Allah muhafaza ahlakımızı kaybeder isek her şeyi kaybetmiş oluruz. Ahlak her davranışımızın kilit noktasıdır. Ar damarımız, yüz perdemiz ve kalbimizin dışarı yansıyan aynasıdır. Sözümüzün önü ve sonu ona bağlıdır... Ağzımızdan çıkan her sözün nereye gittiğini ahlakı ölçüler içerisinde, bu süzgeçten geçirerek devam ettirmeliyiz. Allah, yer ve gökleri hak ölçüleri ile yaratmış, insanlardan hayatlarını hak ile ikame etmelerini talep etmiştir. Böylece insanların her sözü hak, her yaptıkları da hak olsun...

İnsanın söz ve davranışlarında doğruluğu esas alıp yalandan kaçınması hem dinî/ahlâkî hem de dünyevî açıdan gereklidir. Birey ve toplumun sağlıklı bir hayata sahip olması için insan ilişkilerinde yalandan uzak durularak dürüstlüğün esas alınması gerekmektedir.

Zira bir toplumda yalan, dedikoduya, dedikodu da insanların birbirine karşı nefret beslemesine ve nihayetinde düşmanlığa yol açar...

İnsanların kamplara ayrıldığı ve düşmanlığın hüküm sürdüğü bir ortamda ise emniyet içinde yaşamak imkânsız hâle gelir. Dolayısıyla, bireysel ve toplumsal açıdan huzurlu olmak için yalandan sakınmak önemlidir.

Bu durum, bireylerin kendi iç tutarlılıklarını sağlayarak vicdanen rahat olmaları için de gereklidir. Yalan, insan fıtratına aykırı olduğu için, saf bir mümin kalbi yalan söylenirken rahatsız olur...

Yüzü kızarır. Doğruluk karşısında ise sükûnet bulur. Allah Resûlü bu durumu şu sözlerle ifade etmiştir: “Seni şüphelendireni bırak, şüphelendirmeyene bak. Çünkü doğruluk kalbin (tereddütsüz biçimde) huzura ermesidir. Yalancılık ise şüpheden ibarettir.” Bu sükûneti sağlamak adına insan konuştuğu zaman dikkatli davranmalı, her düşündüğünü ve duyduğunu dile getirmede acele etmemelidir...

Aksi hâlde buna yalanın karışma ihtimali çok yüksektir. Doğru söz yemin istemez. Yemin, yalan olduğu düşünülebilen sözün doğruluğuna inandırmak içindir. Sözün doğruluğunda kuşku yoksa yemine gerek yoktur...

Doğruluk dost kapısıdır. Doğru olan kişiyi herkes dost bilir. Herkes ona koşar. Doğru sözlü olmak kişinin toplum içerisindeki güvenirliğini arttırır. Kişiye saygınlık ve değer kazandırır. İnsanlarla doğru iletişim kurulur. Kültürel ve sosyal ilişkiler artar. Doğru anlama, doğru muhakeme ve olayları doğru analiz etme imkânı kazandırır. Bireyler arasındaki kırgınlık ve dargınlıkları ortadan kaldırır...

Huzur ve mutluluk ortamı sağlanır. Doğru söylemekten ayrılmak yalana, yalan da dolaylı yoldan insanı harama götürür...

Suizandan uzak, bize ve sevdiklerimize doğru bakış açısı kazandıran hüsnü zan gibi güzel hasletimiz var... Bu haslet içinde duyarlı olduğumuz sürece huzur ve mutluluğun kaynağı olacağız...

Doğru sözlü olmak, doğruyu konuşmak inancın ve aklın kârıdır. Dünün, bugünün kazananı ve yarınlarımızın temini olacaktır...

Hani denilir ya; “Beni mahveden şey; bana yalan söylemiş olman değil, sana bir daha inanmayacak olmam.” Allah bizleri, her daim özü-sözü bir olan insanlardan eylesin…

Saygılarımla...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner17