Oturunca dedikodudan başka sözü olmayanlara…

Yağmur nereye yağarsa tarlasını oraya taşıyanlara…
Poşet gibi savrulan, omurgasını kapının arkasında bırakanlara…
Sorgulamayan,
Okumayan,
Araştırmayan…
Para ve mevki uğruna karakterini, haysiyetini pazara çıkaranlara…
Yalakalığı marifet, suskunluğu erdem sananlara…
Müslümanlık zırhının arkasına saklanıp her haltı meşru görenlere…
Kendinden olmayana yaşama hakkı tanımayanlara…
Dinini kulaktan dolma sözlerle, tarihini dizilerden, siyasetini televizyon tartışmalarından öğrenenlere…
Çarşı gelinleriyle poz verip, lacivert takımın altına mordo kravat takarak;
Çantasında kaçak çay, Urfa fıstığı ve biberle Ankara yollarına düşen sözde “Zübük”lerle bu memleketin işi olmaz.
Çünkü mesele kıyafet değil, duruştur.
Mesele slogan değil, bilinçtir.
Mesele bağırmak değil, anlamaktır.
Geçmişini bilmeyen, bugününü sorgulamayan, yarınına sahip çıkamaz.
Bu insanlar tükenmedikçe; ister yüz yıl geçsin ister iki yüz, hiçbir şey değişmez.
O yüzden hatırlatmak lazım:
Bilinçlenmek şart.
Okumak şart.
Öğrenmek ve bilgilenmek şart.
Aksi hâlde aynı cümleleri, aynı şikâyetleri, aynı hayal kırıklıklarını bir yüz yıl daha yazmaya devam ederiz.
Saygılarımla…