Urfa mutfağı rezillikle değil, vakarla tanıtılır. Şovla değil, duruşla anlatılır. Ve bu şehir, hak ettiği tanıtımı er ya da geç yeniden kendi özünden alacaktır.

Son dönemde sosyal medyada, özellikle TikTok’ta paylaşılan bazı lokanta reklam videolarını izledikçe insanın içi sızlıyor. Bir şehrin mutfağı bu kadar mı basite indirgenir, bu kadar mı özünden koparılır? Söz konusu olan Urfa ise mesele yalnızca bir yemek meselesi olmaktan çıkar; bu, kültüre ve medeniyete dair bir sınavdır.
Urfa, sıradan bir şehir değildir. Medeniyetlerin yoğrulduğu, ateşin ve tencerenin bile bir edebi olduğu kadim bir coğrafyadır. Urfa mutfağı; bağırarak, abartarak, garip şovlarla, yapay kahkahalarla pazarlanacak bir mutfak hiç değildir. Çünkü Urfa’da yemek, gösteriş için değil; paylaşmak, bereket ve hürmet içindir.
Ne yazık ki bugün bazı işletmeler, birkaç tıklanma uğruna Urfa kültürünü karikatürize ediyor. Abartılı mimikler, yakışıksız davranışlar, sokak diliyle yapılan sunumlar Urfa’yı tanıtmak değil; Urfa’yı yanlış tanıtmaktır. Bu videolar Urfa’yı “samimi” göstermiyor, aksine ciddiyetini ve asaletini zedeliyor.
Urfa kebabı sadece et değildir; ustalık, sabır ve gelenektir. İsot sadece acı değildir; emektir, güneşte geçen zamandır. Sofra ise yalnızca karın doyurulan bir yer değil; edebin, saygının ve misafirperverliğin merkezidir. Bunları birkaç saniyelik videolarda ucuz bir mizaha kurban etmek, bu şehre yapılacak en büyük haksızlıklardan biridir.
Elbette tanıtım yapılmalı, elbette yeni mecralar kullanılmalı. Ama bunu yaparken Urfa’nın ruhu korunmalı. Çünkü Urfa’yı değerli kılan şey bağıran reklamlar değil; konuşmadan da anlatabilen bir kültüre sahip olmasıdır.
Urfa mutfağı rezillikle değil, vakarla tanıtılır. Şovla değil, duruşla anlatılır. Ve bu şehir, hak ettiği tanıtımı er ya da geç yeniden kendi özünden alacaktır.