Evet, benim bir “hastalığım” var… Adı simetri.
Doğruya doğru, eğriye eğri diyemeyenlere…
Dün başka, bugün başka konuşan döneklere…
Gücün önünde eğilip, halkın karşısında kabaran yalakalara tahammül edemiyorum.
Çünkü ben bu topraklarda büyüdüm.
Vefanın ne demek olduğunu Urfa’nın sokaklarında öğrendim.
Bir lokmayı bölüşmeyi, bir söze sadık kalmayı,
adam gibi durmayı bu şehrin insanından gördüm.
Ama şimdi bakıyorum…
Eğrilik normalleşmiş,
döneklik meziyet sayılmış,
yalakalık ise adeta kariyer olmuş.
İşte benim hastalığım burada başlıyor.
Ben yamuk olana alışamıyorum!
Ben karakterini pazarlayanlara susamıyorum!
Ben koltuk uğruna eğilenleri gördükçe içim daralıyor!
Urfa…
Sen böyle değildin.
Senin insanın dik dururdu,
sözünün arkasında dururdu,
kimsenin gölgesine sığınmazdı.
Şimdi ise bazıları,
rüzgâr nereye eserse oraya savruluyor.
Dün sövdüğünü bugün alkışlayan,
bugün övdüğünü yarın inkâr eden bir anlayış büyüyor.
Ama herkes bilsin:
Benim simetri hastalığım geçmez!
Doğruyu savunmaya,
eğriyi yüzüne vurmaya,
yalakalığa karşı dimdik durmaya devam edeceğim.
Çünkü bu şehir,
yalakaların değil,
duruşu olanların şehridir.
Ve Urfa hâlâ,
adam gibi adamları unutmayanların memleketidir.