Bana göre Şanlıurfa, potansiyeli yüksek bir şehir; ama geleceğini kurtarmak için acil, samimi müdahalelere ihtiyaç var.

Şanlıurfa'nın Eğitim Geriliği: Siyasilerin mi Payı Var mı?

Şanlıurfa, tarihi ve kültürel zenginliğiyle Türkiye'nin en önemli şehirlerinden biri. Ancak eğitim alanında yıllardır süren bir gerilik söz konusu. 2025 verilerine göre, kentte yaklaşık 752 bin öğrenci olmasına rağmen sınıf mevcutları 60'ı buluyor, öğretmen açığı 13 bin civarında seyrediyor ve okullarda temel altyapı eksiklikleri kronik hale gelmiş durumda. Bu durum, sadece istatistiklerden ibaret değil; çocukların geleceğini doğrudan etkiliyor. Peki, Şanlıurfa eğitimde neden bu kadar geride? Ve bu geriliğin sorumlusu olarak siyasileri işaret etmek ne kadar doğru? Bu köşe yazısında, konuyu verilere dayanarak inceleyelim ve gerçekleri masaya yatıralım.
Öncelikle, Şanlıurfa'nın eğitim sorunlarının kökleri sosyoekonomik yapıda yatıyor. Kent, Türkiye'nin en genç nüfusuna sahip bölgelerinden biri; ancak bu potansiyel, yoksulluk ve hızlı nüfus artışı nedeniyle heba oluyor. Mevsimlik tarım işçiliği, ailelerin düşük gelir seviyesi ve toplumsal baskılar, çocukların okula devamını engelliyor. Özellikle kız çocukları erken evlilikler nedeniyle eğitimden uzak kalıyor, erkek çocuklar ise aile ekonomisine katkı için çalışmak zorunda bırakılıyor. Suriye'den gelen mültecilerin entegrasyonu da sistemi zorluyor: Travma yaşayan çocuklar, ayrımcılık ve dil bariyerleri nedeniyle okullarda uyum sağlayamıyor. Bu faktörler, okul terk oranlarını artırıyor ve genel eğitim kalitesini düşürüyor.
Altyapı eksiklikleri de cabası. 2025-2026 eğitim yılına girerken, Şanlıurfa'da sınıflar aşırı kalabalık, okullar yetersiz ve öğretmenler yorgun düşmüş halde. Veliler çaresiz, öğrenciler motivasyonsuz. Taşımalı eğitim sistemi, kırsal bölgelerde erişimi zorlaştırıyor ve hijyen sorunları öğrenmeyi engelliyor. Kentin hızlı göç alması – hem iç göç hem mülteci akını – bu yükü katlıyor. Örneğin, 2025'te eğitim sorunlarını çözmek için başlatılan BİGEP gibi projeler umut verse de, bunlar genellikle kısa vadeli ve yetersiz kalıyor.
Peki, siyasilerin suçu yok mu? Elbette var, hem de büyük ölçüde. Şanlıurfa, yıllardır merkezi hükümetin ve yerel yönetimlerin ihmaline uğramış bir şehir. Eğitim politikaları, AK Parti dönemlerinde erişimi artırmak için reformlar yapılmış olsa da, bunlar genellikle vitrin siyaseti olarak kalmış: Yeni okullar açılıyor ama öğretmen atanmıyor, bütçeler yetersiz dağıtılıyor.Siyasiler, seçim dönemlerinde vaatlerde bulunuyor ancak uzun vadeli planlama eksik. Örneğin, öğretmen açığı yıllardır biliniyor ama atamalar yetersiz; bu, doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve hükümetin sorumluluğu.Yerel düzeyde ise, belediyeler her sorunun adresi haline getiriliyor – yol, sağlık, elektrik bile – ama eğitim gibi kritik alanlarda valilik, vekiller ve iş insanları pasif kalıyor.
Daha geniş bakarsak, Türkiye genelinde eğitimdeki siyasi müdahaleler Şanlıurfa'yı da etkiliyor. Akademik özgürlüğün kısıtlanması, öğretmenlerin prestij kaybı ve siyasi tasfiyeler, kaliteli eğitimi baltalıyor. Kuzey bölgelerindeki benzer sorunlar – yoksulluk, kötü yönetim – Şanlıurfa için de geçerli: Siyasiler, etnik ve dini nedenlerle hesap sorulmadan korunuyor, bu da değişimi engelliyor. Kötü yönetişim, ç ve yoksulluğu besliyor; bunlar da eğitim geriliğinin temel nedenleri.
Sonuç olarak, Şanlıurfa'nın eğitim geriliği sadece yerel bir sorun değil; ulusal politikaların yansıması. Siyasiler, elbette suçlu – çünkü kaynak dağılımı, planlama ve hesap verebilirlik onların elinde. Ama toplum olarak biz de sorumluyuz: Eğitim değerini yükseltmek, çocuk işçiliğini önlemek ve kız çocuklarının okullaşmasını teşvik etmek hepimizin görevi. Eğer siyasiler gerçek adımlar atmazsa – örneğin öğretmen atamalarını artırıp, mülteci entegrasyonunu güçlendirmezse – bu kısır döngü devam eder. Şanlıurfa, potansiyeli yüksek bir şehir; ama geleceğini kurtarmak için acil, samimi müdahalelere ihtiyaç var. Yoksa, suç sadece siyasilerde mi kalır?...

Sizce!....