Devlet yönetiminde bazı makamlar vardır ki, sadece bir koltuk değil; aynı zamanda bir sorumluluk, bir strateji ve bir vizyon makamıdır. Millî Savunma Bakanlığı işte tam da böylesine hayati bir kurumdur.
Milli Savunma Bakanlığı; sadece askerî faaliyetleri yürüten bir yapı değildir. Türkiye’nin güvenlik politikalarının şekillendiği, sınır ötesi stratejilerin planlandığı, savunma sanayii yatırımlarının koordine edildiği ve küresel dengelerin yakından takip edildiği bir akıl merkezidir. Böylesine kritik bir kurumda Bakan Yardımcılığı görevini üstlenmek, sıradan bir bürokratik pozisyon değil; devlet ciddiyetini omuzlamak demektir.
İşte bu noktada Salih Ayhan ismi önem kazanıyor.
Salih Ayhan’ın devlet tecrübesi, yerel yönetimlerden merkezi idareye uzanan idari birikimi ve kriz yönetimi kabiliyeti, Milli Savunma Bakanlığı gibi stratejik bir kurumda anlamlı bir karşılık bulmaktadır. Savunma politikaları; sadece askerî reflekslerle değil, aynı zamanda sosyolojik, ekonomik ve diplomatik denge unsurlarıyla yürütülür. Bu da geniş bir perspektif gerektirir.
Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, tarih boyunca güç mücadelelerinin merkezinde olmuştur. Güney sınırlarımızdaki gelişmeler, terörle mücadele, savunma sanayiindeki yerlileşme hamleleri ve bölgesel güç dengeleri dikkate alındığında; Milli Savunma Bakanlığı’nın karar mekanizmasında yer almak, geleceğe yön vermek anlamına gelir.
Bakan Yardımcılığı makamı; görünenden çok daha ağır bir sorumluluk taşır. Hem askerî bürokrasi ile sivil irade arasında denge kurmak hem de devlet aklının sürekliliğini sağlamak zorundadır. Bu görev; soğukkanlılık, stratejik vizyon ve güçlü bir idari disiplin ister.
Devlet yönetiminde liyakat, tecrübe ve sadakat üçlüsü hayati önemdedir. Milli Savunma Bakanlığı gibi bir kurumda görev almak ise bu üç vasfın birleştiği bir noktadır.
Unutulmamalıdır ki savunma sadece cephede değil; masada, planda ve projede de kazanılır. Ve o masada oturan her isim, Türkiye’nin yarınlarına doğrudan etki eder.
Devlet ciddiyeti sessizdir; ama etkisi derindir