Siyasette bazen alışılmış kalıpların dışına çıkan, bulunduğu makamın sınırlarını aşarak hizmet anlayışını genişleten isimler vardır. Harran Belediye Başkanı Mahmut Özyavuz da son dönemde bu anlayışın dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Bir belediye başkanı düşünün; yalnızca başında bulunduğu ilçenin değil, kendisine ulaşan her vatandaşın derdiyle ilgilenmeyi görev kabul ediyor. Harran’ın sınırlarını aşan bu hizmet anlayışı, Şanlıurfa’nın farklı ilçelerinde de kendisini gösteriyor.

Akçakale, Haliliye ve Eyyübiye gibi ilçelerde belediyelerin sorumluluk alanında bulunan çok amaçlı kültür, taziye ve kültür evlerinin ihtiyaçlarına destek verilmesi; tefrişatından klimalarına kadar çeşitli eksikliklerin giderilmesine katkı sunulması, bu anlayışın dikkat çeken örnekleri arasında.

Ahmet Akay Taziye Evi’nden Şahinalan’a, Özcan’a, Suruç Uçmak Medresesi’nden Hasankent’e ve daha birçok noktaya uzanan hizmetler, Özyavuz’un yalnızca makamının sınırları içerisinde hareket etmediğini ortaya koyuyor.

Belediyeye ait hizmet araçlarını da sadece Harran’da değil; Akçakale’de, Eyyübiye’de, Haliliye’de, Viranşehir’de ve Ceylanpınar’da görmek mümkün. Kimi zaman yol çalışmasına, kimi zaman ilaçlamaya, kimi zaman ise vatandaşın başka bir ihtiyacına destek olmak için sahada olan bir belediye anlayışından söz ediyoruz.

Bazen de mesele yol, park ya da bina olmuyor.

Türkiye’nin uzak bir köşesinde yaşayan, hayali yalnızca dışarı çıkıp rahatça nefes alabilmek olan ve tanımadığı bir engelli vatandaşın hayatına dokunmak, ona akülü sandalye ulaştırmak oluyor.

İşte siyaseti yalnızca makam, koltuk ve seçim dönemlerinden ibaret görmeyen anlayış tam da burada başlıyor.

Mahmut Özyavuz’un dikkat çeken bir diğer yönü ise bölgesel siyasette uzun yıllardır yeterince temsil edilmediği düşünülen toplumsal kesimlerin özgüven kazanmasına yönelik ortaya koyduğu iddia.

Şanlıurfa merkez siyasetinde belirli çevrelerin yönlendirmesine mahkûm görülmüş toplulukların, kendi siyasi ve sosyal potansiyellerinin farkına varması gerektiğini savunan genç bir siyasetçi profili çiziyor.

Bu yönüyle Özyavuz’un siyaseti yalnızca belediyecilik üzerinden değil, toplumsal özgüven ve temsil meselesi üzerinden de okunabilir.

Bir tarafta bölgedeki yaşlı vatandaşların karşısında saygıyla eğilip ellerini öpen, tevazuyu elden bırakmayan bir başkan…

Diğer tarafta ise kendisini toplumun üzerinde gören, vatandaşla arasına mesafe koyan siyasetçilerin, bürokratların ve Ankara’daki güç odaklarının karşısında eğilip bükülmeyen bir duruş…

Belki de Özyavuz’un siyaset tarzındaki en belirgin çelişki burada değil, tam tersine en güçlü tarafında yatıyor:

Vatandaşın karşısında tevazu, güç odaklarının karşısında dik duruş.

Eğitimden sağlığa, altyapıdan üstyapıya, kültür-sanattan sosyal hayata kadar geniş bir alanda bölgesini dönüştürmeyi hedefleyen bir siyaset anlayışı…

Hizmeti yalnızca beton, asfalt ve bina olarak görmeyen; insanın hayatına dokunmayı, bir ailenin yükünü hafifletmeyi, bir çocuğun eğitimine katkı sunmayı, bir yaşlının duasını almayı ve bir vatandaşın yüzünde tebessüm oluşturmayı da hizmetin parçası kabul eden bir yaklaşım…

Elbette siyasette hiçbir isim eleştirinin üzerinde değildir. Kamu görevi yapan herkes gibi Mahmut Özyavuz’un da icraatları zaman zaman tartışılacak, eleştirilecek ve kamuoyu tarafından değerlendirilecektir. Ancak ortaya koyduğu siyaset tarzının, klasik belediyecilik anlayışının ötesine geçme iddiası taşıdığı da açık.

Çünkü mesele yalnızca bir ilçeyi yönetmek değil.

Mesele, “Benim sorumluluk alanım burası” demek yerine, ulaşabildiği her yerde bir vatandaşın ihtiyacına cevap verebilme iddiası taşıyabilmek.

İşte tam da bu nedenle bugün Harran’da konuşulan mesele yalnızca belediye hizmetleri değil; alışılmış siyasi kalıpların dışına çıkmaya çalışan bir başkan profili.

Boynuzun kulağı geçmeye aday olduğu bir hikâyeden söz ediyorsak, bu hikâyenin başlığını da koymak gerekiyor:

Mahmut Özyavuz…

Gençliği, enerjisi, sahadaki görünürlüğü ve alışılmışın dışına çıkan hizmet anlayışıyla Şanlıurfa siyasetinde kendi yolunu çizmeye çalışan bir isim.

Ve belki de asıl soru şu:

Bir belediye başkanı, kendi ilçesinin sınırlarını ne kadar aşabilir?

Mahmut Özyavuz’un verdiği cevap ise oldukça net:

Hizmetin sınırı, belediyenin tabelasında yazan ilçe sınırı değildir.