Bazı insanlar vardır; yüksek sesle konuşmaz ama söyledikleri uzun süre yankılanır. Gösterişe ihtiyaç duymaz, çünkü duruşu zaten yeterince güçlüdür. Ahmet Kıran işte tam da bu isimlerden biri.
O, makamların arkasına saklananlardan değil; halkın içinde, halkın derdiyle dertlenen gerçek bir halk adamı. Tevazusu yapmacık değil, bilgisi ezberden değil. Konuştuğunda dinletir, sustuğunda düşündürür. Urfa gibi kadim bir şehrin ihtiyacı olan da tam olarak budur: Bilgiyi kibirle değil, hikmetle taşıyan insanlar.
Ahmet Kıran’ı farklı kılan şey, sadece ne bildiği değil; bildiğini nasıl paylaştığıdır. Üstten bakmaz, yan yana durur. “Ben” demez, “biz” der. Çünkü bilir ki Urfa ancak birlikte ayağa kalkar, birlikte büyür.
Bu şehir çok söz duymuştur ama az samimiyet görmüştür. Ahmet Kıran ise samimiyetini cümlelerine değil, yaşamına yazmış bir isimdir. İşte bu yüzden Urfa için bir şans, halk için bir umuttur.
Gürültünün çok, anlamın az olduğu bu dönemde; Ahmet Kıran gibi sessiz ama sağlam duruşlu insanlara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.