Şanlıurfa, hafızası güçlü bir şehirdir.
Kimin bu topraklara iz bıraktığını, kimin sadece gelip geçtiğini unutmaz.
Salih Ayhan’ın valilik döneminde Şanlıurfa’da sergilediği yönetim anlayışı; sahaya inen, vatandaşı dinleyen ve çözüm odaklı bir perspektif üzerine kuruluydu. Bürokratik mesafelerin arkasına saklanmayan, halkın arasına karışan bir yönetici profili çizmişti. Bu yüzden ismi hâlâ şehirde bir karşılık buluyor.
Şimdi ise farklı bir görevde, farklı bir sorumluluk alanında…
Millî Savunma Bakan Yardımcılığı gibi stratejik bir makamda bulunan Ayhan’ın 6 Mart Cuma günü Şanlıurfa’ya gelmesi; hem bir vefa buluşması hem de devlet ciddiyetinin şehirle yeniden temas kurması anlamına geliyor.
Bu ziyaret, yalnızca bir protokol programı mı olacak?
Yoksa geçmişte kurulan gönül bağlarının tazelenmesi mi?
Şanlıurfa, sadece bir görev yeri değildir.
Bu şehir, insanı kendine bağlayan bir ruha sahiptir. Peygamberler diyarı olarak anılan bu topraklarda görev yapan herkes, bir şekilde bu manevî iklimden etkilenir.
Devlet adamlığı, makamdan ibaret değildir.
İz bırakmakla ilgilidir.
Salih Ayhan’ın Şanlıurfa’ya gelişi, geçmişin muhasebesi değil; geleceğe dair bir işaret olarak okunmalıdır. Çünkü bu şehir, kendisini anlayan yöneticilere her zaman kapısını açık tutmuştur.
Ve bazen bir ziyaret, kelimelerden çok daha fazlasını anlatır….