O, fakir fukaranın sofrasındaki aş…
Garip gurabanın sırtındaki elbise…
Kışın ayazında iç ısıtan bir umut, yazın kavurucu sıcağında serinleten bir gölgedir.
Bir şehir düşünün; zengini çok ama paylaşanı az…
Bir şehir düşünün; dert çok ama derman az…
İşte tam da o yerde, Ali Topal gibi insanlar şehrin vicdanını ayakta tutar.
Aşevi sadece bir kazan değildir;
O kazan kaynarken umut kaynar, dua kaynar, insanlık kaynar.
O sofrada yoksulluk utanmaz, ihtiyaç gizlenmez.
Çünkü orada kimseye “neden” sorulmaz, sadece “buyur” denir.
Ali Topal’ın yaptığı iş hayır değil, bir duruştur.
Reklam değil, samimiyettir.
Fotoğraf karesi değil, ömürlük bir fedakârlıktır.
Bugün birçok kişi konuşur, az kişi elini taşın altına koyar.
Birçok kişi paylaşmayı anlatır, az kişi paylaşır.
Ali Topal ise anlatmadan yapmayı, görünmeden yürümeyi tercih edenlerdendir.
Şanlıurfa, böyle insanlarla ayakta durur.
Bir şehrin taşı toprağı değil; merhameti, paylaşma kültürü ve vicdanı onu şehir yapar.
Ve bilinsin ki;
Fakir fukaranın sofrasında kaynayan her aş,
Garip gurabanın sırtını ısıtan her elbise,
Ayazda titreyenin içini ısıtan her umut,
Bu şehrin hanesine yazılan en büyük şereftir.
Ali Topal ve onun gibi sessiz kahramanlar iyi ki var.
Çünkü onlar varken, bu şehir hâlâ insan kalabiliyor.
Bir Şehrin Vicdanı: Aşın Buharı, Umudun Adı Ali Topal
Bazı insanlar vardır; makamlarıyla değil, merhametleriyle anılır. İsimleri tabelalarda değil, gönüllerde yazılıdır. Şanlıurfa Aşevi’nin kurucu başkanlarından, Aşevi Derneği Başkanı Ali Topal da işte o isimlerden biridir.
Bunlar da ilginizi çekebilir