35 YILDIR KALEMİMİ KİMSEYE EĞMEDİM!

Gazetecilik benim için hiçbir zaman bir meslekten ibaret olmadı.
Gazetecilik benim için duruştu, cesaretti, vicdandı ve bedel ödemeyi göze almaktı.
Tam 35 yıldır bu mesleğin içindeyim.
Daktillo döneminden geldim. Gazeteciliğin masa başında değil, sahada; kalemin mürekkebinde değil, yürekte yapıldığı yıllardan geçtim.
Bugün dönüp 35 yıllık meslek hayatıma baktığımda, en büyük gururum şudur:
Kalemimi hiçbir zaman kimseye kiraya vermedim.
Haziran 2008…
Şanlıurfa İl Özel İdaresi'nde yaşanan ihale iddialarını cesaretle gündeme taşıdım. O günlerde birçok kişinin konuşmaya cesaret edemediği konuları yazdım, sorguladım, kamuoyunun önüne koydum.
Çünkü ben gazeteciydim.
Birilerinin hoşuna gitsin diye değil, gerçekler ortaya çıksın diye yazıyordum.
O dönem FETÖ yapılanmasına karşı yaptığım yayınlar nedeniyle hedef haline geldim. Onların gözünde adeta “Azrail” oldum.
Bugün bundan korkmuyorum.
Tam tersine, o günlerde doğru bildiğimin arkasında durduğum için kendimle gurur duyuyorum.
Çünkü gazeteci, güce göre yön değiştiren değil; gücün karşısında bile doğru bildiğini söyleyebilendir.
Bugün bazıları gazeteciliği makamların kapısında beklemek, güçlülerin fotoğrafını paylaşmak, alkışlanacak cümleler kurmak zannedebilir.
Benim gazeteciliğim bu olmadı.
Ben gerektiğinde dostumu da eleştirdim, gerektiğinde güçlüye de karşı çıktım. Çünkü benim için makamların değil, milletin hatırı vardır.
35 yıl boyunca çok insan gördüm.
Kimi dün başka konuştu, bugün başka konuşuyor.
Kimi dün eleştirdiğine bugün methiyeler düzüyor.
Kimi kalemini menfaatine göre sağa sola çeviriyor.
Ama ben?
Ben aynı yerde duruyorum.
Çünkü insanın en büyük makamı, kendi vicdanının karşısında başını eğmemesidir.
Bugün geçmişte yazdığım haberlerin, attığım manşetlerin ve verdiğim mücadelelerin arkasındayım.
Yarın yine aynı şey olsa, yine yazarım.
Yine araştırırım.
Yine sorarım.
Yine sorgularım.
Yine kamuoyunun önüne koyarım.
Çünkü benim kalemimin freni korku değil, vicdandır.
Kimse kusura bakmasın…
35 yıllık gazetecilik geçmişi olan bir insana bugün gazetecilik dersi vermeye kalkmasın.
Ben bu mesleğin tozunu yuttum.
Bedelini ödedim.
Yalnız kaldığım günler oldu.
Haksızlığa uğradığım günler oldu.
Ama hiçbir zaman kalemimi satmadım.
Bugün hâlâ dimdik durabiliyorsam, bunun sebebi geçmişte attığım her imzanın arkasında durabilmemdir.
Benim için asıl başarı; makam sahibi olmak, zenginleşmek veya alkışlanmak değildir.
Asıl başarı, yıllar sonra aynaya baktığında kendine:
“Ben yanlışın yanında durmadım.”
diyebilmektir.
İşte benim 35 yıllık gazetecilik mirasım budur.
Dün korkmadım.
Bugün korkmuyorum.
Yarın da korkmayacağım.
Çünkü ben gazeteciliği birilerinin gölgesinde değil, kendi vicdanımın ışığında yaptım.
Ve son sözüm net:
Kalemimi eğmedim, eğmeyeceğim.
Duruşumu bozmadım, bozmayacağım.
Gerçek neyse onu yazmaya devam edeceğim.
35 yıl geçti…
Daha bitmedi.