TEK SESLİ KORO

Madde sadece mananın barınabilmesi, kendine yer bulabilmesi için vardır.

Dolayısı ile maddeyi sahiplenip, manayı sadece misafir etmek akıl kârı değildir.

Bir düşünün ki mana sizsiniz ve madde sizin eviniz, böyle bir durumda kendinize mi, yoksa evinize mi daha çok ihtimam gösterirdiniz?

Sokakların kalabalık fakat olabildiğine sessiz olmasının nedeni, maddeleşmektir.

Zamanla içimizi yani manamızı kaybetmemiz sonucu oluşmuştur bu sessizlik.

Ne kadar çok soru o kadar düşünce ve ne kadar düşünce o kadar ses, kelâm ve muhabbet…

Dilaltında saklanması gereken tek şey Sır kavramıdır.

Geri kalan her şeyin dile getirilmesi, yüksek sesle söylenip tefekküre götürmesi ve bu yol ile de doğru-yanlış, güzel -çirkin, hakikat-yalan, madde- mana gibi kavramların mukayese edilip feraset süzgecinden geçirildikten sonra da kalbe intikal ettirilmesi gerekir.

Ünlü düşünürlerin, ilim ve bilim araştırmacılarının, yazar ve şairlerin, seyyahların, hatta Abdal diye tabir ettiğimiz insanların bize milyonlarca şeyi tek ses ve nefes ile anlatmaya çalışması, tek sesli koroya dönüşmeleri bu konunun aslında ne kadar mühim olduğunun apaçık bir kanıtıdır.

O halde bir konu da yalnız kalacağımız, anlaşılmayacağımız, alaya alınacağımız, hatta dışlanacağımız düşüncesi bizi yolumuzdan geri çevirmemelidir.

İnsanların kendini ifade etmek yerine kaçmayı, saklanmayı tercih ettiği ve bunun sonucu olarak da ferasetin köreldiği, duyarlılığın azaldığı çok tuhaf bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Bu da insanın aklına şu soruyu getiriyor; İnsan sevilmekten çok anlaşılmak isteyen bir varlık ise, neden kendini anlatmaktan kaçıyor? Burada bir problem var! Bu insan ya kendini tanımıyor (İnsani vasıflarını, dünyaya gönderilme sebebini ve asıl hedefini), ya da millet ne der düşüncesi onu toplumdan, dolayısı ile kendinden de uzaklaştırıyor.

Her ne şartta ve sebepte olursa olsun düşünceyi seslendirmek, içimizde biriktirdiğimiz soruları sormak, bize bilmediğimiz pencereler açılmasına ve genişlememize vesiledir. Susmak ve korkmak ise; daralmamıza(ruhen ve beynen), sinmemize, zerreden bütüne gidemememize ve hatta kör bakmamıza sebeptir.

Mutsuzluk önce sesimizi kısmakla başlar, anlamayan, anlatmayan ve bunun sonucunda manen mutmain olmayan ruh manasını kaybeder ve onu artık madde de mutlu etmemeye başlar.

İçinizin sesini yükselttiğiniz, kendinizi aradığınız ve ferasetinizi genişlettikçe madde Âleminden çıktığınız için anlaşılmayabilirsiniz ve hatta kimse tarafından kabul görmeye de bilirsiniz ama bu sizin herkes olmadığınızı gösterir. Unutmayın ki herkes olmak; gereksiz olmaktır?

İçinizin güzelliğini, ruhunuzun rengini, ferasetinizin çiçeklerini ve hatta kalbinizin, beyninizin karanlıklarını seslendirmekten vazgeçmeyin. Herkes olmaktansa tek sesli bir koro olmayı tercih edin?

FAZİLE AŞAR AYDINALP